”reklam |
| ”reklam
MEMDUH SARI

MEMDUH SARI

[email protected]

KURAN'DA ZEKÂT KIRK'TA BİRMİDİR?

08 Ekim 2018 - 12:35

ZEKÂT: Allah yolunda infak, mali bir cihattır, bir başka yönüyle bireysel maddecilikten toplumsal eşitliğe hicrettir.  Zekât, sevgi ve muhabbet emridir. Zekât nimetin arınıp artması için ödenmesi gereken bedeli, ödemeye verilen addır. Zekât serveti budamaktır. Üzüm, çubuğun budanmasının, üzümü çoğalttığı gibi, zekât da malın bereketini çoğaltır. Zekât karşılıksız vermektir. Yani infakı nifakına panzehir olacak yerde, perde olmuştur. İşte Bakara/264. Ayet bu hakikati beyan etmektedir.
İnfak terim olarak yarar veren bir şeyi ona muhtaç olan biriyle karşılıksız paylaşmak manasına gelir. Yani ihtiyacı olana ihtiyacının karşılanmasıdır. Sadakalar Allah’tan bir farz olarak Kuran’da belirlenmiş kişilere verilir. 
Sadakalar; Allah’tan bir farz olarak yalnızca şunlar içindir; yoksullar, düşkünler, görevli olanlar, kalpleri ısındırılacaklar, özgürlüğünü kaybetmişler, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmış kişi, Allah bilendir, hâkimdir. (Tevbe/60.)
Yakınlara, yetimler, yoksullara, yolda kalmışa özgürlüğe kavuşma gayretindekilere veren..(Bakara/177.)  
Zekâtlar yalnızca yoksullar ve düşkünler için bu işi yapan görevlilere ve kalpleri kazanılacak kimseler için özgürlükleri elinden alınanlar ve borç yükü altında ezilenlere Allah yolunda gösterilen her türlü faaliyete ve yolda kalmışlara verilir. Bu Allah’ın koyduğu bir kuraldır. Ve Allah her şeyi bilir. Her hükmünde tam isabet sahibidir. (9-Tevbe /60.)
Zekât, çeşitlidir. Aklın , ilmin, şöhretin, sanatın. Sıhhatin de tıpkı servet gibi zekâtı vardır. Zekâ, zekâtını verildikçe artan bir nimettir. Bu anlayışa göre Zekât, sahip olunan tüm, imkânlardan vererek temizlenmeyi gerektirir. Yani kişi mallardan vererek zekât vazifesini yerine getireceği gibi, sahip olduğu bilgisinden başkalarını faydalandırmakla da Zekât vazifesini yerine getirmiş olur.
Allah bir şeyi istediyse tereddüt etmeden ver. Zira Allah almak için istemez, vermek için ister.
Allah, Hz İbrahim’den İsmail’i istedi, İsmail’i almadığı gibi yanına birde İshak verdi.
Zekât kelimesi hem arınmak, hem de artmak anlamlarına gelir. Zekât vereni manen arındırıp malın bereketini artırdığı için, zekât denmiştir. Zekât ve bereket kelimelerinin Kuran’da aynı sayıda 32 kez geçmesi de hayli anlamlıdır.
Bakara/3.süresinde iman ve salâtın hemen ardından zikredilen infak, müminlere bir mülkiyet yükler. Rabbimiz nelerden infak edelim? Diye soran müminlere, bağışlanabilen her şeyden infak edin buyurur.
Bakara/219. Da İnfakın zorunlu olanına zekât adı verildi.
 
Hz. Peygamber zamanında, Zekât miktarı nasıldı:
Zekât, hangi ölçülere göre alındı? Zekât miktarı gerek Nebi, gerek emir sahipleri yani devlet tarafından zaman zaman yeniden düzenlenebilen şekliyle alındı. Şöyle ki İslam’ın ilk dönemlerinde, hayvanlardan cinse, göre adet üzerinden, 1/40 oranında, para ve ticari işlerde yapanlardan ise oran üzerinden tesbit edilerek alınırdı.
Hz. Peygamberin vefatından sonra bazı kabileler, Hz Ebubekir’e, zekât vermek istediler, isyan başlattılar. İsyanın bastırılması zekât’ın oranının bütün mallardan kırkta bir olarak belirlenmesi ile anlaşma sağlanmıştır. Ne acıdır ki Kuran, insanların iradesine bırakılan, zekât, Fıkıh kitaplarında ve uydurma hadislerle, zekât kırkta bir olarak geçmiştir. Kuran’la inşa olmuş bir akla sahip olan, Hz. Ali kırkta bir zekât’a cimrilerin zekâtı demiştir.
 
Kuran’da birçok ayette anlatılan bu konuda, eğer 1/40 şeklinde bir ölçü evrensel ve belirlenmiş olsaydı, hiç şüphesiz Allah bunu kitabında açıklar, bizi yalanlarla dolu başka kitaplara muhtaç etmezdi.
Mezheplere göre tarladaki ürünün zekâtının ölçüsü, koyunun zekâtının ölçüsü gibi oranların hepsi birbirinden farklıdır.
Mesela tarladaki ürünün zekâtı 1/10 dur. Eğer suyu taşıyarak tarlanızı suluyorsanız bu ölçü 1/20 ye dişer. Yani Kuran’da geçmeyen ve tarihsel kanaatlerden ibaret birçok ayrı oran evrensel dini ölçülere çevrilmiştir.
Üstelik bu oranlar, kimi hususlarda mantıksızdır. Niye çiftçilik yapan kişi ürününün 1/10.unu verecekken, altını, gümüşü kazanan birinin 1/40’ı gibi bir oranla, çiftçilerin dörtte birini versin?
Çiftçiler tüccarlardan daha mı zengindirler, yoksa çiftçilik tüccarlıktan çok daha avantajlı bir meslek’midir? Kuran’da geçmeyen ölçüleri uyduranların, uydurduklarında evrensel dini ölçü olacak bir basiret görülmemektedir. Kuran’la yetinmemenin sonucu bu konuda da felaket olmuştur.
Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak veren ve her başakta yüz tane bulunan tohuma benzer. Allah dilediğine kat kat verir; Zira Allah (rahmetiyle) sınırsıdır, her şeyi tarifsiz bilendir. Emanete sadakat için yapılan hayrı kattığı bereketle artırır. (2-Bakara/276.)
 
Buna mukabil bir de iman edip güvenen ıslah edici iyi işler yapan namazı istikametle kılan zekâtı gönlünden gelerek veren kimseler var. İşte onlar ödüllerini rablerinden alacaklar. Ve onlar geleceğe dair geçmişe dair hüzün duymayacaklar. (Bakara/277.)
 
 
Onlar arasında sadaka ve zekâtların dağıtımı konusunda sana dil uzatanlar var eğer kendilerine ondan bir pay verirsen seslerini keserler. Yok, eğer kendilerine ondan bir pay vermezsen o zamanda öfkelerini kusarlar. (9- Tevbe/58.)
 
Zekât, bir yıllık geçimine yetecek kadar servete malik olan her müminin, her yıl belirlenen oranda fakirlere gönülden gelerek vermesi farz olan, arındırıcı mali yükümlülüktür. Zekâtın amacı, serveti yoksullarla paylaşmaktan ibaret değildir.
Zekât nimetin arınıp artması için ödenmesi gereken bedeli ödemeye verilen addır. Zekât vermek varlığı sevmektir. Ve var olandan, yoksula severek elinle vermektir. O halde hayra hayırsızlaşma. İnsan’ın kendisi de hayırdır. Hayırlı olanda hayır verir. Sadaka ve zekât alanda umar, alınca sevinir şükreder. Verilen sadaka ve zekâta teşekkür eder.
Teşekkür etmeyenler ise bundan dolayı sadakasız ve zekâtsız kalabilirler. Zekât verende, alanda Allah’a hamd etsin şükretsin. Zekât’la sadaka arasındaki fark şudur. Zekât gönüllü ve gönülsüz fakirin, zenginin malında ki hakkıdır.
Sadaka mecbur olmayan içten gelerek Allah rızası için verilen yardımdır. İnsan yakınına,  akrabaya, yetime, fakire ne veriyor, ne verdi bunların hakkını veriyor mu, yaksa ben kazandım, onlar benimle beraberimiydi gibi sözler söylemesi, Bende kimseye yardım etmem diyemez.
Zekât bunun için farz kılınmıştır. Zira servet mülk değil emanettir. Zekât ibadeti bir yük istisna olarak görülebilir. Onun da zaruri yük edilmesinin nedeni, kişinin dünya da fakirlere yönelik borcu olmasıdır.  Ancak gönülden gelerek verilen zekât da zekât sevabını alırlar. Gönülsüz ve zorla verilen zekât’ın sevabı da olmaz. Ancak borcunu ödemiş sayılırsın. Kuran, zekâtı bollukta da darlıkta da vermeyi öğütler.  Zekât bir anlamda da dünyevi bir vergi olduğu için verginin zorla da olsa alınması gerekir. 
Geniş imkânı olan bu geniş imkândan harcasın. Rızkı kısıtlı tutulan da Allah’ın kendisine verdiği kadarıyla versin.(Talak/7.)
 
Şahsi ve tarihsel kanaatleri din gibi sunanlar; Kuran’da olmayan zekât ölçülerinin yanında bir malın bir kişide en az bir sene kaldığında zekât verilmesi gerektiği gibi hükümler de getirmişlerdir. Oysa günümüzde, büyük holding sahiplerinin birçoğu bile parasını bir sene bir yerde bekletmemekte, sürekli işlerinde sermaye olarak döndürmektedirler.
Borçlu zekât, veremez? veya mal üretiminde kullanılan mallardan zekat verilmez, gibi Kuran’da olmayan prensipleri düşünülürse, krediyle iş yapan holdingciler, üretim aracı fabrika olan fabrikatörler, aşağı yukarı hiç zekat vermeyecek, fakat çiftçi ürününü topladığında bunun 1/10 unu ev hanımı sahip olduğu altını 1/40 ini her sene zekat olarak verecek demektir.
Mezhepçilerin bir diğer izahına göre binek için zekat verilmez. Bu izaha göre milyarlık arabası olanlar zekât vermeyecek ama 10 kilo domates toplayan 1 kilosunu verecektir.
Kuran’ın verdiği esnekliğin kaldırılması hoş görülmeyeceği gibi Kuran’ın bir farzının uydurma izahlarla yok sayılması sonucunu doğuracak izahlar da hoş görülmez. Daha doğrusu Kuran dışı olanın, yani insani olanın, Allah’tan olan ile karıştırılması asla hoş görülmez. Bu gayretin sonucunda ortaya çıkan felaket tablosu ortadadır.
 
KAYNAKLAR: Leküm dinüküm veliyedin. Rıdvan Sadık.
Hayat Kabı Kuran Meali, M. İslamoğlu.
Kuran da zekât namaz ayetleri için de geçer.
Zekât hakkında 32 adet ayet vardır.
Bereketle beraber 60 yerde geçer. (2- Bakara/43-83-110-177-277.)   (4- Nisa/77-162.)  ( 5- Maide/12-55.)   (7-Araf/156.)   (9-Tevbe/5- 11- 18-60.( (71.Meryem/55.)  ( 21-Enbiya/73.)   (22-Hac/41-78.)  (23-Mümin un/4.)  ( 24-Nur/37-56.) (27-Neml/3.)  (30-Rum/39.)  (31-Lokman/4.)  (33-Azhab/33.)  ( 41- Fussulet/7.)  (73/Müzzemmil/20.)  (98-Zariyat/19.)  (24- Meraic /24-25.)
 

Bu yazı 350 defa okunmuştur .
DİKKAT: Yayınlanan Makale, Yorum ve Yazılardan yazarları Sorumludur ve Yazılar Yazan kişilerin görüş ve düşüncesidir... Haber sitemiz bu yazılardan dolayı Sorumlu tutulamaz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum